Ve beklenmedik bir anda ‘DİNG DONG DİNG DONG’ ancak böylesine sarsar insanı…
Alır yıllar öncesine götürür, geçen yılları bir anda sana getirir…
Çıkıp desem ‘Eyy gidi çocukluğum’ haksızlık olur.. yavan kalır…
Göz ardı edilecek türden değil…
Yarım asırdır Kalaycı evinin en kıymetli yadigarı…
Kurmalı Saatimiz...
Şakir Kalaycı’nın ‘Hayadimin anlamı’ diye Serhat Sultan’ı nazlamalarının şahidi…
Çengel kızı Annemin ilk hecesinin,
Göz ardı edilecek türden değil…
Yarım asırdır Kalaycı evinin en kıymetli yadigarı…
Kurmalı Saatimiz...
Şakir Kalaycı’nın ‘Hayadimin anlamı’ diye Serhat Sultan’ı nazlamalarının şahidi…
Çengel kızı Annemin ilk hecesinin,
Keyvan kızı Teyzemin misket sevdasının,
Gottin’i Coşkun dayımın Wrangler Convers giyip, üniversite
dönemindeki cakasının,
Got Baş’ı Taşkın dayımın gençlik yıllarındaki şehzadelik
dönemlerinin,
Musluk yüzlüsü Murat dayımın tüm aile fertleriyle boğuşup,
yerlerde sürüklemelerinin şahidi Saatimiz…
Yuvarlak masa sohbetlerimizin, nice kahkahaların, kavgaların davetlisi…
Annem ve teyzemin gizli kaçak yaşadıkları aşlarının, kız isteme heyecanına, sonra o heyecanların yerlerini bıraktıkları vedalara eşlik eden Dost…
Dayılarımın terlememiş bıyıklı halleri gibi, koskoca evli çocuklu adam oldukları günleri gören Dost…
Teyze kızlarıyla bir araya geldiğimizdeki (Nam-ı değer Vakvaklar..) taburelerimizi yere yatırıp, çarpışan araba oynamamıza gülümseyen Dost…
Belki anneannemin bana aldıkları marketlikleri de sen yedin
:)
Kim bilir süt dolu tencereyi de, sen unutturdun annem ve
teyzeme, sopayı yedi Suzi
Hatta dağıttığımız halılara, kırdığım vazoya, yumurta fırçasıyla tüm duvarları masuscuktan boyamamıza, yuvarlak masa üzerindeki kaseden kaçırdığımız bozuk paralara, titiz anneannemin evine dökülen saçlarımıza tebessüm ile göz kırpan Dost…
Hatta dağıttığımız halılara, kırdığım vazoya, yumurta fırçasıyla tüm duvarları masuscuktan boyamamıza, yuvarlak masa üzerindeki kaseden kaçırdığımız bozuk paralara, titiz anneannemin evine dökülen saçlarımıza tebessüm ile göz kırpan Dost…
Ne güzeldin…
Ne güzelsin…
‘DİNG DONG.. DİNG DONG’
Ve Dost Seslendi… Zaman geçiyor.. Yaşa doyasıya…
‘DİNG DONG.. DİNG DONG’
Dost Seslendi… Haydi uyan işe geç kalma…
‘DİNG DONG.. DİNG DONG.. DİNG DONG.. DİNG DONG’
Ve şükür ki;
Dostların en vefalısı yıllardır sesleniyor…
Tek isteği 15’te 1 çevirin şu anahtarı kiii.. sesim dalgalansın evinizde…
Şimdi bu yarım asırlık Dost evimizin en kıymetli köşesinde…
Şu an ben bunları yazarken de…
Sesin yayıldı odama..
Tek isteği 15’te 1 çevirin şu anahtarı kiii.. sesim dalgalansın evinizde…
Şimdi bu yarım asırlık Dost evimizin en kıymetli köşesinde…
Şu an ben bunları yazarken de…
Sesin yayıldı odama..
Ne mutlu, her DİNG DONG sesiyle bir şeyler fısıldıyor bana..
Varsın gecenin bir saati uykumdan uyandırsın beni…
Çünkü tüm anılarımız onda gizli…
Belki bir vuruşunda eski bir dost uyandırıyor beni…
Belki üzüntüden uyuyamadığımda, kulağıma değen bir DİNG DONG..
Annende bunu yaşamıştı yıllar önce diye hatırlatıyor bana…
Ama inanıyorum kiii şimdi ki DİNG DONG.. 1995 YILINDAN…
Gözümüz akrebini, yelkovanını kovalarken..
Her vuruşunda heyecanla beklerken, çalması gereken zili..
Ocakta sımsıcak karalahana beklerken sahibini, Kalaycı evini darmaduman eden haberi getirdi bize…
Ve bu DİNG DONG’da Şakir KALAYCI sesleniyor…
Uşaklardan kim ki duyarsa sesimi diğerlerine duyursun..
Zincirden bir halka daha ayrılmadan, Sarılın birbirinize sımsıkı…
Öyle bir sarılın kiiii… benim de gökyüzünde yüzüm gülsün…
İzleyeyim doyasıya mutluluğunuzu…
Basuk’um Sultan’ım Anneniz başınızın tacıdır, gözünüzden ayırmayın…
Ben iyiyim.. Sadece her geçen yıl da,daha fazla burnumda tütüyorsunuz..
Açtığınız her elde, dualarınızdayım..
Unutmayın beni… Unutmayın benim evlatlarım olduğunuzu…
Unutmayın ki.. huzurla uyuyayım...
Sonsuza dek yattığım yerde huzur bulayım...

Beni ağlatmaya ne hakkın var, ilk gördüğüm yerde bu çok güzel dizelerin yüzünden cezalandırılacaksın, öpücüklerimle..
YanıtlaSilmerhabalar... cezalandırma öncesi bir isim alsam :)
Silkim kesecek diyetimi :)