Üniversitede Zehra’nın kaybı ile başladı benim için bu
kabus.
İlk onu gördüm üstüne serilirken gazeteler,
Sonra fark ettim...
Sonra görebildim, o yıkıcı anlamı…
Gidişinin açıklaması olmayan vedalar, genelde gazete
kağıtlarının altında kalırlar.
Üstü kapanan vahşeti,
Bir gün sonra birileri manşete taşırlar.
Yıl dönümlerinde de; benim gibi, yazdıkları hiiiç bir işe
yaramayanlar, sadece onları anarlar.
Eski manşetin altına, başka vahşet girene kadar…
Bir kez daha; gencecik canlardan geldi haber,
Bir kez daha; bir yerde, birileri, keyif alıyor katliamdan,
Bir kez daha; anneler ağlıyor…
Yuvaları ateş dağlıyor.
Son kez olduğunu bilmeden, fotoğraf karesine verilen gülen
yüzlü pozların yerini,
Yine gazete kağıtları alıyor…
Aklıma Erdal Eren geliyor…
Adaşım da yine içimde kahroluyor…
Yola çıkmak üzere hazırlanan oyuncaklar, hayatın pis oyununa
karışıyor.
O oyuncak bebeği, ne O genç kız götürebiliyor, ne O çocuk
alabiliyor.
Geriye ne O genç kız kalıyor… Ne de bir parça insanlık…
Tarih sizleri affetmeyecek!
Allah’ın laneti, zalimlerin üzerinde olsun!





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder